Çocuğa yönelik cinsel istismar, bir yetişkinin çocuğa karşı seksüel dürtüyle sergilediği her türlü tutum ve davranıştır. Yani, çocuğa yapılan cinsel içerikli bir şaka, söylenen söz de cinsel istismardır. Konuya bu yönden baktığımızda çocuklarımızın ne kadar büyük tehlike altında olduğunu görmek mümkün. Ancak konuyu gerçekçi değerlendirdiğimizde onları korumak adına yapabileceklerimizi hatırlatmak isterim.
Çocuğa yönelik cinsel istismar son yıllarda çokça gündeme geliyor olsa da, geçmiş
te daha az gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyoruz. Öyle ki teknoloji çağında bilginin yaygınlaşması ve kitlesel bilinçlenme daha hızlı gerçekleşiyor. Böylece cinsel istismara uğrayan çocuklar , neyse ki, seslerini daha fazla çıkarabiliyorlar.
Peki, bir yetişkin neden çocukları neden istismar eder?
Çalışma yaşamımda istismara uğramış çokça vaka ile çalıştım. Bu vakalar sonucunda bende daha fazlasını bilme ihtiyacı uyandı. Madalyonun öteki yüzünü görmek istiyordum. Beynim bir türlü bu insanların yaşadıklarını anlayamıyordu. Bu “kötülük” bir insan eliyle nasıl yapılabilirdi.. Bu nedenle Ümraniye E ve F tipi kapalı cezaevlerinde çalışmaya karar verdim.
Cezaevinde çalıştığım en çarpıcı suç grubu cinsel suçlardı. Diğer suç gruplarının aksine, cinsel suçluların hemen hepsi kendilerini suçsuz buluyordu. Yaptıklarının bir kadını yada çocuğu “sevmek” veya “korumak” olduğunu söylüyorlardı. Burada bazı cinsiyet rollerinin de olumsuz etkisinin olduğunu söylemek mümkün. Ancak öte yandan bunu basit bir sosyal öğrenme ile açıklamak da zor.
Peki bu insanlarda ne oluyordu?
Hem klinik gözlemlerimden, hem de bu konudaki bilimsel araştırmalardan edindiğim bilgileri özetleyeceğim. Ancak bu bilgilerin hiçbirinin kesin yargılara sebep olmaması gerektiğini, konunun hassasiyeti açısından hatırlatmam gerekir.
Cinsel istismara sebep olabilecek bozuklukları başlıca üç gruba ayırabilirim.
Birincisi dürtü kontrol bozuklukları. Eğer dürtü kontrol bozukluğu, zeka geriliği ile birleşirse cinsel dürtüleri kontrol etmek zorlaşır. Bunun yanında kişinin zihinsel durumu ahlaki gelişimini de etkileyebilir. Başka bir deyişle, davranışlarının vahim sonuçlarını idrak edecek zihinsel becerileri yoktur. Bu nedenle dış kontrole ihtiyaç duyarlar. Ancak burada çok önemli bir nokta var, bu yazıdan “zeka geriliği kişileri suça itebilir” gibi bir yargıya varılmamalıdır. Zeka geriliği, çoğu zaman kişileri zarar görmeye açık hale getirir. Ancak bu ihtimalin milyonda bir dahi olması çok acıdır ve önlem almak gerekir.
İkinci bozukluk, “Antisosyal Kişilik Bozukluğu” yada halk diliyle “Sosyopat-Psikopat” olan kişiler. Bu kişiler yaşamlarını tamamen haz ilkesine göre yaşarlar. Merhamet duyguları yoktur. Kendi menfaatlerine ulaşabilmek için aklınıza gelebilecek her türlü yolu deneyebilirler. Bu nedenledir ki, çocuk istismarcılarının önemli bir kısmı çocukların olduğu ortamlarda bulunan kişilerdir. Özellikle bu ortamları seçerler, çocuklarla iyi anlaşırlar. Çocuklara sevimli, oyuncu, ve şakacı görünebilirler. Bu sebeple çocuklarınızı gönderdiğiniz okulları, bindirdiğiniz servisleri, çocukların oynadığı parkları ve geçirdiği tüm sosyal ortamları dikkatlice incelemenizi öneririm.
Son olarak araştırmalar istismarcıların manidar oranlarda, kendi çocukluklarında da cinsel istismara maruz kaldıklarını göstermektedir. Ancak bu bulgunun tek başına cinsel istismar davranışına mahal vermeyeceği de kesindir. Geçmişte yaşanan cinsel istismarı tespit etmek zordur. Dolayısıyla bu profildeki kişilere yönelik somut bir öneride bulunmak da zor.
Çocuk istismarcısı kişilerin psikoterapisi için etkili bir yöntem ne yazık ki yok. Alınabilecek tıbbi önlemlerin de hekimlerce açıklanması uygun olur. Ancak olumsuz davranışın olumsuz sonuçlanması kişi ve toplum üzerinde caydırıcı etkiye sahip. Bu noktada hukuk sisteminin adaletine güveniyoruz. Bizlerin ise tek yapabileceği şey çocuklarımızı olabildiğince korumak.
Sevgiler,
Nazende Öksüz Özdemir